« BOMBACILAR BİR FİLMDEN Mİ İLHAM ALDI? | HomePage | Fas’taki İslamcılar AKP’yi taklit ediyor »

31/07/2008

"ŞİMDİLİK BİR ARA ÇÖZÜM BULUNDU..."

da247752c7c50bd0d9752cca0e28c18f.jpeg
Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı İngiltere'nin önde gelen tüm gazetelerince işlenirken, genel görüş kararın olumlu olduğu yönünde.

Daily Telegraph 'Türkiye büyüyen İslami hareketiyle hesaplaşmaktan son anda geri adım attı' diyor. Gazeteye göre, karar "stratejik açıdan hayati olan ülkede gerginlikleri gidermeye büyük yarar sağlayacak".

Damien McElroy imzalı yoruma göre, 'şimdilik bir ara çözüm bulundu'.

"İslami uygulamalara getirilen sınırlamaları gevşetmek isteyen AKP'ye iktidarda kalabileceği söylendi, ancak tutumumu yumuşatması konusunda ciddi bir ihtar verildi."

Yazar, mahkeme kapatma kararı almamış olsa da AKP'ye 'çizgiyi geçmemesi için' sinyal verdiğini ve Erdoğan'ın pratik siyasi gerekçelerle yerleşik düzeni öfkelendirecek başka girişimlerden uzak duracağına inanıyor.

McElroy'a göre Erdoğan siyasetten dışlansaydı anayasanın savunucuları bir dizi sorunla karşı karşıya kalacaklardı:

"Ülke nasıl görünecekti? Kim yönetecekti? Yasak toplumsal çekişmeleri yeniden alevlendirir miydi?"

"Geleneksel partilerin, kötü yönetildiği ve fikirlerden yoksun oldukları görüşü yaygın. (Yeni bir) seçim, muhtemelen bağımsız olarak yarışa giren AK parti mensuplarının dönüşüyle sonuçlanırdı. O durumda da devlet, AK partinin en güçlü isimleriyle doğrudan yüzleşmek yerine onlarla gölgelerden uğraşabilirdi."

Guardian ve Times sonucun "kıl payı" alındığı konusnda hemfikir. Gazeteler, tek bir yargıcın daha kapatma lehinde oy vermesinin sonucu değiştireceğine dikkat çekiyor.

Guardian "Türkiye topyekün bir siyasi kriz olasılığını bertaraf etti. Anayasa Mahkemesi AKP'nin kapatılması için gerekli uzlaşmaya sadece bir oy farkla varmadı. Bu sonuç Türkiye'nin savaşan laik ve İslam yanlısı hizipleri arasında bir mütarekeye gidilmesinin önünü açtı." diyor.

Gazete başyazısında "laiklerin AKP'nin Türkiye'yi İslamileştirme yolunda gizli bir gündemi olduğuna dair tüm şüphelerine rağmen, Erdoğan'ın liderlik sicili iyi" diyor; buna ekonomide iyileşmeyi, Kıbrıs konusundaki siyasetin yumuşatılmasını ve AB müzakereleri gibi unsurları gösteriyor.

Ancak şu görüşle noktalıyor yazıyı:

"AKP hâkimlerin yaptığı uyarıya kulak vermeli. Eğer AKP merkezde bir partiyse, öyle hareket etmeli ve daha geniş bir siyasi çıkarlar koalisyonu oluşturmalı. Bu yaşananlardan laik milliyetçiler de ders almalı. Güçlerini davalar ve karanlık generallere değil siyasi programlara ve serbest seçimlere dayandırmalılar."

'İslam dünyasına mesaj' yorumları

Yine Guardian'da yazan Simon Tisdall'a göre, "Türkiye hem kendisinin hem dostlarının ödünü kopardıktan sonra uçurumun kıyısından döndü".

Yazara göre karar, demokrasi için bir zafer sonuç laik ve dini güçlerin mücadelede berabere kaldığını gösteriyor.

"Siyasi ve anayasal bir kriz, ülkenin istikrarını sarsar, ekonomiyi baltalar, (Pazar günü İstanbul'a saldıranlar gibi) düşmanlarını cesaretlendirir ve uzun bir belirsizlik dönemine yol açardı. Özetle bölgenin hakikaten demokratik olan az sayıdaki sistemlerinden biri felç olur ve belki de kalıcı şekilde zedelendirdi."

Tisdall bir kapatma kararının yaratabileceği en olumsuz senaryoyu ise şöyle tasvir etmiş:

"Laiklik ve İslam'ın ciddi bazı sıkıntılara rağmen yan yana yaşadığı bir toplum yapay şekilde altüst olup kendi kendine saldırabilirdi. Bu da kutuplaşmalar ortamında, aydın liderlerin başarmak istediği varsayılan şeyin tam aksi olurdu..."

Kararı bölgeye "laiklik ve İslam'ın bir arada yaşayabileceği sinyali" olarak yorumlayan Tisdall'a; Times da katılıyor.

Gazetenin başyazısına göre karar "hem demokrasi hem de sağduyu açısından bir zafer".

"Türk demokrasisi son 48 yılda dört kez darbeye uğradı. Dün bu kez anayasa mahkemesinin elinden bir beşincisine çok yaklaştı. Hâkimler partiyi kapatıp liderlerine siyaset yasağı getirmekten bir oy farkla geri durdular. Bu popüler ve becerikli bir hükümet için bir zafer olduğu kadar, çağdaş laik bir devlette İslam'ın rolü açısından önemli bir hüküm ve Türk demokrasisi için bir başarı.

"Sonuç hummalı siyaset atmosferini dindirmek, dış yatırımcıları temin etmek ve Türkiye'deki demokratik ilkelerin altını çizmek açısından son derece önemli. Etkileri ise daha da geniş. Bu başka ülkelerdeki ılımlı İslamcılara da İslam'ın demokrasiyle uyumlu olduğunu ve onların da amaçları için laik bir hukuki çerçeve içinde faaliyette bulunabileceklerini gösterecek. Bu Müslüman dünyası için hayati ve çok yararlı bir mesaj..."

Bu yaklaşıma paralel olarak Times'ın iç sayfalarındaki haberde kullandığı manşet de "Türkiye'yi İslam ve hukuk arasında hesaplaşmadan tek bir oy korudu" şeklinde.

Gazetenin muhabiri Suna Erdem, hazine yardımının yarı yarıya kesilmesi şeklindeki cezanın ise, hemen hemen bir öğrencinin eline cetvelle vurmaya eşdeğer olduğunu söylüyor.

Financial Times da, partinin suçlu bulunduğunu ancak sadece mali yaptırımlara tabi tutulduğunu anlatırken, "Bu ceza ise zengin destekçileri tarafından kolaylıkla tazmin edilebilecek bir şey..." ifadesine yer veriyor.

Reformları canlandırma beklentileri

Financial Times'ın manşeti "Türk liderler makamlarında kalıyor; parti mahkeme mücadelesinden sağ çıktı" şeklinde...

Gazete ekonomi açısından "Gözlemciler kararın Türkiye'nin sekteye uğramış durumdaki yapısal reform gündemine güvenip alım yapan yatırımcılar için en iyi sonuç olduğunu söylüyorlar." diyor.

"Karar Erdoğan için, kendisini eleştirenler, yargı, ordu, cumhuriyetçi muhalefet, medyanın büyük bir bölümü ve seçmenlerin önemli bir kesimi içinde kendilerini Türkiye'nin laik anayasal sisteminin muhafızları olarak gören muhalifleri karşısında bir zafer oldu.

"Ancak bir anlığına kendisini bu tatmin duygusuna bıraksa bile Erdoğan, son bir kaç ayki deneyimleri ile uslanmış olsa gerek. Laikliğe aykırı fillerle suçlanmak bile O ve partisine zarar vermiş olabilir. Bu konuyu devleti baltalayan en ciddi mesele olarak gören Türkler gözünde, gelecekteki seçim desteğini yitirebilir.

"Lehman Brothers'dan ekonomi uzmanı Tolga Ediz, kararı parti için ikinci bir şans olarak nitelerken; 'partiyi kapatmak için koşullar oluşmamıştı ama bu gelecekte oluşmayacağı anlamına gelmiyor' diyor.

"Ankara ve İstanbul'daki beklenti partinin kapatılacağı yönündeydi. Tek başına bu bile kararın ne kadar önemli bir olduğunu ve Türkiye'nin genellikle birbirleriyle mücadele halindeki kurumları arasındaki çalışma ilişkilerini yeniden düzenleyebileceğini gösteriyor.

"Gözlemci ve diplomatlar Erdoğan'ın zaferinin, sadece muhalefete açılırsa, siyasetlerinde daha az mezhep farkı güderse ve Avrupa Birliği'ne katılmak için sarsılan gayretlere yeniden güç verirse Türkiye'ye bir faydası olacağını söylüyorlar. Ankara'daki Avrupalı diplomatlar da Erdoğan'a aylardır daha az bölünme yaratacak ve daha kucaklayıcı şekilde davranma telkini yaptıklarını söylüyorlar.

'Son nokta değil' diyenler

Bununla birlikte FT muhabiri Vincent Boland, "Karar ülkeye bir mola sağladı, kalıcı çözüm değil" değerlendirmesini yapmış...

Independent'ta yazan Patrick Cockburn de "bir muharebe bitti ama savaş sürecek" yorumunu yapmış.

"Bu, Türkiye'nin ordu, bürokrasi ve yargı içinde kaleleri bulunan, eski yerleşik düzeniyle AKP'yi destekleyen İslamcı koalisyon arasındaki mücadelenin sadece son raunduydu.... Her iki taraf da net bir zafer kazanacak güçte değil ve mücadeleleri ülkeyi istikrarsızlaştırmaya devam edecek... Laik muhalefet partileri AKP yerine iktidara gelmek için fazlasıyla dermansız ve sadece kendi çıkarlarına hizmet eder haldeler. Ancak iktidar partisi de Türkiye devletini kontrol etmekten çok uzak."

Independent, anayasa mahkemesinin kararıyla ülkeyi uçurumun kenarından kurtardığını söylerken, AKP'nin başörtüsü tartışması dışında da hatalar yaptığını kaydediyor.

"Sağlam ekonomi yönetimi için partiye oy veren merkezdeki pek çok seçmen Erdoğan'ın gitgide otoriterleşen söylemleri karşısında partiden soğudu. İnsan hakları izleme örgütünün Türkiye uzmanı Emma Sinclair-Webb'e göre, hükümet son iki yılda kayadeğer tek bir reform yapmadı. Sinclair-Webb "İlk adımı uzun süredir durmuş olan insan hakları gündemini canlandırmak olmalı." diyor.

"Şimdi her şey AKP'nin nasıl bir tepki göstereceğine bağlı. Erdoğan yakın zamanda hatalar yaptıklarını kabul etmişti..."

Times'ın haberinde de olası adımlara dair şu satırlar yer alıyor:

"Başbakan Erdoğan Türkiye'nin AB sürecine bağlılığını teyit ederken, AK partinin kararı dikkatle inceleyip siyasi bölünmeleri gidermeye çalışacağını söyledi. İyimserler bunun kibirle suçlanan partinin toplumun tüm kesimlerine erişmeye çaba göstermesini sağlamasını umuyorlar. Hükümetin şimdi 1980'de bir darbe sonrası hazırlanan Anayasa'da reform yaparken daha geniş kapsamda istişarelerde bulunması bekleniyor. Ayrıca yasaların AB ile uyumlulaştırılması için çabalara da hız verilebilir. "

"Mahkemenin ikazı ise sadece AK partiye değil, partinin 2002'de seçimleri kazanmasından bu yana Türkiye'yi sarsan siyasi felç ortamına tıkanan tüm partilere... Yorumcular Türkiye'nin laik eski tüfeklerle Erdoğan'ın gelenekçileri arasındaki mücadele yüzünden kilitlendiğini söylüyorlar."

Anayasa Mahkemesi'nin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kapatmama kararı Alman basınında da geniş yer buldu. Alman gazeteleri, AKP kararını ön plana çıkarıyor.

Düsseldorf’un Rheinische Post gazetesi, "Türkiye ferahladı" başlığıyla yayınladığı yorumda, Türkiye’deki siyasi kutuplaşma telikesinin atlatılması gerektiğine işaret ediyor:

“Türkiye’nin krizi atlattığını söylemek için henüz erken. Anayasa Mahkemesi iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılmasını reddettiği için günün galibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Ancak karar, ucu ucuna çıktı ve tek bir oy devletin selametine yön verdi. Oylama, harbin değil sadece bir muharebenin sonucudur. Türkiye’deki Kemalist ve İslami çevreler arasındaki karşılıklı güvensizlik aşılamadığı takdirde siyasi kutuplaşma artarak devam edecektir. Bir çok şey, silahlı kuvvetlerin karara ve siyasetin mutlak üstünlüğüne saygı duyup duymayacağına bağlı. Son zamanlarda ortaya çıkarılan darbe planları, ordunun güç kaybetmesini herkesin sineye çekemeyeceğini gösteriyor. Artan terör de Türk iç politikasının henüz bütün sorunlarla başedemediğinin kanıtıdır. Türkiye daha kurtulamamıştır.”

Frankfurter Rundschau gazetesi yorumunda, Başbakan Erdoğan’a demokrasiyi güçlendirme görevinin düştüğünü yazıyor:

“AKP kapatılmayacak, Erdoğan bundan böyle de hükümet edebilecek. Ama şimdiye kadarki gibi değil. Karar, beraat anlamına gelmiyor. Yoksa Hazine yardımı azaltılmazdı. Başbakan, 2007 Temmuz’undaki seçim zaferinin sarhoşluğuyla dikkatini daha fazla üzerine kaydırdığı dini acendasını gündeme taşıyamayacak. Erdoğan muarızlarını dinlemeyi ve demokrasi açığının kapatılmasına yardımcı olmayı öğrenmeli. Din hürriyeti ve medeni haklar, Türkiye’deki herkes için geçerli olmalı. Hristiyanlar ve Kürtler için de. Aksi takdirde Avrupa perspektifi ortadan kalkar.”

Mainz’da yayımlanan Allgemeine Zeitung gazetesi, Türkiye’nin Anayasa tarafından konmuş da olsa, yasaklarla yönetilemeyeceği yorumunu yapıyor:

“Anayasa Mahkemesi alınabilecek en az farklı kararla iktidardaki AKP’nin hiç olmazsa şimdilik kapatılmamasına hükmetti. Şimdiye kadar din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesine bağlılıkta sadece silahlı kuvvetlere geçilen Anayasa Hakimleri acaba değişiyor mu? Yoksa bu karar ülkedeki siyasi tansiyonu düşürmeyi mi amaçlıyordu? Son seçimleri açık farkla kazanmış bir partinin kapatılması seçmen iradesinin hiçe sayılması olurdu. Milyonlarca Türk kadını dini inancını başını örterek de dışa vurmak istemesine, modern Türkiye’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün ilkelerine uymadığı için izin verilmiyorsa bu demokrasilerin, gücünü Anayasa’dan da alsa, sonsuza kadar yasaklarla yönetilemeyeceği gerçeğine ters düşer. Dinin sosyal hayattaki ağırlığının saptanmasında Türk toplumunu uzun ve zahmet dolu tartışmalar bekliyor.”

Tagesspiegel gazeteside yer alan değerlendirme ise şöyle:

“Kendini Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcısı ilan eden Kemalistler, ideolojik çizgilerinin birleşmesine rağmen Anayasa Mahkemesi’ni Erdoğan’ın partisine karşı istismar edemeyeceklerini anlamalılar. Muhalefet iktidardaki AKP ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak değil siyaseten mücadele etmelidir. Erdoğan da geçen yılki seçim zaferine rağmen kendi çizgisini, ülkedeki İslamlaşma endişesine kulak asmadan dayattığı eleştirisini hak etmiştir. Bundan böyle adaletin gözlerinin sürekli üzerinde olacağını bilmelidir. Karar, beraat değil tecilli kapatmama olarak algılanmalıdır.”

Derleyen: Ahmet Günaltay

The comments are closed.