25/11/2008

Grönland bağımsızlık yolunda ilerliyor

GRONLAND.jpg
Grönland'da bugün özerklik sınırlarının genişletilmesi için referandum yapılacak. Uzun yıllardır Kopenhag’ın yönetiminde olan Grönland, maden ve petrol kaynakları bakımından zengin ancak sorunları da olan bir ada. Grönland, bugün oylanacak yeni yasanın kabulü halinde madenler ile petrol kaynaklarının kontrolünü üstlenecek, adalet ve hukuki işler dahil 32 alanın sorumluluğunu Danimarka'dan devralacak. Referandumda ''evet'' çıkması halinde Grönlandça adanın resmi dili olacak. Bunlara karşın, ada yine Danimarka'ya bağlı kalacak.
Danimarka’ya bağımlılık sürecek

Adada Danimarka para birimi geçerli olacak, Danimarka Kraliçesi yine devlet başkanı sayılacak. Dış politika ve savunma konuları da Danimarka'nın elinde kalmaya devam edecek. Adadaki Nuuk Üniversitesinin yaptığı bir araştırma, 57 bin nüfuslu Gröndland'da halkın dörtte üçünün daha fazla özerklikten yana olduğunu gösteriyor.

Danimarka'dan gelen yılda ortalama 540,6 milyon dolar para yardımı gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 30'unu oluşturan Grönland, ekonomisini balıkçılık ve turizme dayandırıyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda buz tabakaları incelen Grönland'da, geleneksel yaşamı tehdit eden bu küresel gelişme, petrol çıkarılmasını da kolaylaştırmış durumda. Maden ve petrol zengini olmayı bekleyen Grönland, Danimarka ile petrol gelirini yüzde 50 paylaşma konusundaysa anlaştı.

Grönland Başbakanı Hans Enoksen, bugünkü referandumda "evet" çıkması halinde Grönlandlıların uluslararası hukukta diğer halklarla eşit olarak kabul edileceklerini belirtti.

“Sorunlar sömürgecilik mirasının bir parçası”


Adadaki alkolizm, uyuşturucu, yüksek intihar oranları sosyal sorunların başında geliyor. Son yapılan araştırmalara göre adada 15 ila 18 yaş arası her üç genç kızdan biri tacize uğruyor. Enoksen, "bu sorunlar, sömürgecilik mirasının bir parçası" dedi. Bu konuda birşeyler yapılması gerektiğine dikkat çeken Enoksen, ancak iyi aileler ve gençler olduğunun da unutulmamasını istedi. Pek çok eleştiriye rağmen adada güçlü bir yeniden yapılanma hareketi gözleniyor. Hükümet, petrol ve doğalgazın yanı sıra deniz aşırı kablolarla elektriğin de Avrupa’ya satılmasını planlıyor. 1775'te Danimarka'nın sömürgesi olan buzlar ülkesi Grönland 1953'e kadar bu statüde kaldı, 1979'a kadar eyalet oldu, 1979'da ise özerk yönetime kavuştu.

Ajanslar

23/09/2008

Köln aşırı sağa kırmızı kart gösterdi

844beb46ac6cdbd39da9046e71d087c9.jpg
Ajanslar, Deutsche Welle

Aşırı sağcı Pro Köln örgütünün Köln'de düzenlemeyi planladığı "İslam Karşıtı Konferans" polis tarafından iptal edildi. Köln'e akın eden onbinlerce kişi, aşırı sağcıların buluşmasını protesto etti. Aşırı sağcı Pro Köln örgütünün Avrupa genelindeki aşırı sağcıları davet ettiği 'İslam Karşıtı Konferans' son dakikada yasaklandı. Köln Emniyet Müdürlüğü konferansı protesto gösterilerinde çatışmalar yaşanmasından endişe edildiğini, vatandaşların güvenliğinin tehlikeye girmemesi için konferansın iptal edildiğini açıkladı.
Pro Köln örgütü bu sabah saatlerinde yaptığı açıklamada konferansa katılmak üzere Köln/Bonn Havaalanına gelen 400 katılımcının konferansın yapılacağı Heumarkt'a ulaşmasının bekleneceğini duyurdu. Polis ise havaalanında 400 değil, 150 katılımcının beklediğini açıkladı.

Le Pen gelmedi

Yerel saatle 12.30'da planlanan gösteriye katılacağı duyurulan Fransız aşırı sağcı lideri Le Pen, gösteri alanına gitmedi. İtalyan Kuzey Birliği Partisi'nin Avrupa Parlamentosu üyesi Marion Borghezio ise gösterinin yapılacağı duyurulan yerdeki açıklamasında, aslında özgürlük için burada bulunduklarını ve 'Avrupa'nın İslamlaştırılması'na karşı olduklarını söyleyerek, "Biz fundamentalist İslam'a karşıyız. Almanya'da ya da başka yerlerde görev yapan imamlar, çocuklara cihat felsefesi aşılayarak, onları şiddet yanlısı yaparak toplumun içine sokuyor. Avrupa değerlerini yok edip yerine Bin Ladin değerlerini getirmek istiyorlar. Biz ikinci bir 11 Eylül istemiyoruz" diye konuştu.

Köprü trafiğe kapatıldı

Bu arada çok yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı Köln'deki Deutz Köprüsü tamamen trafiğe kapatıldı. Polis helikopterleri, havadan da kontrolü sağlamak için görev yaptı.

Solcular gösteri yaptı

Bu arada kendilerine "Otonom" adını veren bir karşıt grup, gösterinin yapılacağı Heumarkt meydanına çıkan sokakları tamamen kapattı. Böylece Pro Köln yanlıları meydana giremedi. Buna karşın bazı Pro Köln yanlıları polisin koruması altına alındı. Bu esnada polis ile karşıt gruplar arasında arbede çıkarken, polisin zaman zaman biber gazı kullandığı görüldü.

Öte yandan Köln Bonn havalimanına gelen aşırı sağcıların da kente girişine müsaade edilmediği bildirildi. Pro Köln'ün küçük bir uçak kiralayarak, havadan İslam karşıtı propaganda yaptığı da dikkat çekti. Grubun sözcüsü Manfred Rouhs, savcılığı göreve çağırarak güvenlik önlemleri alınmasını isterken, bugün iptal edilen gösterinin ilerleyen günlerde tekrar yapılması için müracaat edeceklerini belirtti.

Karşıt göstericiler Dom çevresinde buluştu

Aşırı sağcıların buluşmasına karşı çıkan binlerce kişi, sabah saatlerinden itibaren ünlü Köln Katedrali Meydanı'nda biraraya geldi. Sendika, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaşla birlikte gösteriye katılan Anakent Belediye Başkanı Fritz Schramma, Köln'de aşırı sağcılarla ırkçılara yer olmadığını söyledi. Schramma kentte 180'in üzerinde farklı milletin barış içinde birarada yaşadığını ve bunu bozmak isteyen aşırı sağcılara müsamaha gösterilmemesini istedi.

Belediye Başkanı'nın açıklaması

Köln Belediye Başkanı Schramma aşırı sağa hoşgörü gösteremeyeceklerini vurguladı
Belediye Başkanı Schramma, yapılmak istenen İslam karşıtı gösteriyi yasalar nedeniyle yasaklayamadıklarını ancak sivil toplumun gösterdiği reaksiyonun takdire şayan olduğunu belirtti. Provasyona gelinmemesini isteyen Schramma, restoran ve birahane sahiplerinin aşırı sağcıları dükkanlarına kabul etmemesini de övdü.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Jürgen Rüttgers ise gösteride çatışma çıkaranları eleştirdi. Ancak Rüttgers Kölnlülerin karşıt gösteriyle başarılı bir dayanışma örneği sergilediğine dikkat çekti. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet de gösteride hem aşırı sağın protesto edildiğini söyleyerek, "Bir kent en son ne zaman Müslümanlar'ı korumak için böyle bir gösteri düzenledi?" diyerek karşıt gösteriden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Dün de gerginlik yaşandı

Pro Köln'ün dün sabahki basın toplantısını engellemek isteyen 100 kadar solcu eylemci ise feribotta basın açıklaması yapmak isteyen grup üyelerine taş ve boya torbaları fırlatmıştı. İki grup arasında çatışmalar yaşanırken, olaya müdahale eden polis, 6 solcu eylemci ile bir aşırı sağcı eylemciyi gözaltına almıştı.

22/09/2008

Yanlış hesap Köln’den döndü

aee713978f5a197e103eadcf5f962e0a.jpg
Peter Philipp

Köln’de aşırı sağcıların düzenlemek istediği İslam Karşıtı Kongre, Köln halkının ortak protestosu sonucu iptal edildi. Aşırı sağ karşıtı gösteriyi izleyen DW editörü Peter Philipp, Kölnlülerin direnişini yorumladı... “Yanlış hesap Köln’den döndü ve Köln, aşırı sağcı Pro Köln hareketinin planladığı İslam Karşıtı Kongre’yi engelledi. Aralarında diğer Avrupa ülkelerinden gelen Neonazi ve yandaşlarının bulunduğu aşırı sağcıların, zaten onbinlerin katıldığı kitlesel protestosu karşısında hiçbir şansı yoktu. Zaten hiçbir müsamahayı hak etmiyorlardı ve kendi başlarını kendileri belaya sokmuş oldular. ’Kongre’ olarak açıkladıkları şey, aslında başka emelleri olan bir girişimdi. İslam’ın yayıldığı gibi hayali bir düşünce ile Avrupalı sağcıları Köln’de biraraya getirmek ve halihazırdaki siyasi kitlesine de alternatif sunmak için aslında bir tür araçtı. Ancak girişimleri ta başından başarısızlığa uğradı. Yurtdışından gelecek ünlü misafirleri geri adım atmak zorunda kaldılar. Ya gelişlerini iptal ettiler ya da Fransız aşırı sağcı Le Pen gibi gelmeye hiç yeltenmediler.
Polisle aşırı göstericiler arasındaki kedi – fare oyununu andıran kovalamaca da başarısızlığa uğradı. Kovalamaca, aşırı sağcıların şansızlığı ile sona erdi. Köln’ün hiçbir yerinde basın açıklaması yapacak yer bulamayan sağcılar, kiraladıkları gemide de saatlerce mahsur kaldılar. Karaya yanaşmalarına fırsat verilmediği için. Ayrıca otobüs ve taksiler aşırı sağcıları kabul etmedi, oteller rezervasyon yapmadı. Ve böylece gelenler, havaalanından şehre bile giremediler. Sağcıların işte bu yanlış hesabı, kısmen son aylarda alevlenen alevlenen Köln’deki cami tartışmalarına da bir tokat aslında. Zira vatandaşların aynı zamanda yapılması planlanan ’camimizi’ korumak için de biraraya geldi. Caminin yapılmasına karşı olan Hristiyan Demokrat Partili Köln Belediye Başkanı Fritz Schramma da uyum için yapılması gereken daha çok şey olduğunu hatırlamak zorunda kaldı.

Ancak Köln’de hafta sonu düzenlenen aşırı sağcılara karşı düzenlenen protesto eylemi, konu ırkçı tahrikler söz konusu olduğunda, görüş ayrılıklarına rağmen herkesin dayanışma içinde olduğunu gösterdi. Eğer bir dine karşı korku yaratılmak isteniyorsa, yine farklı bir sonuç ortaya çıkmayacaktır. Gösterilerde ortaya çıkan dayanışma, Köln’deki Müslümanların topluma uyumuna destek vermekle kalmayıp, bu kişilerin kendilerini daha güvende de hissetmelerini sağladı. Ayrıca böyle bir şehirde oturmaktan gurur duyar oldular. Köln’ün çeşitliliği ve toleranslı bir şehir olduğunu kanıtlayacak uzun bir geçmişi var. Şiddete eğilimli otonomların davranışları da bunu değiştiremedi.”

19/09/2008

'İnternet yasaklarını seven Türkiye'

aaa83415715b57222f42f1e973ededec.jpg
Guardian'ın satırlarında bu kez Türkiye'de internet yasaklarına ilişkin bir haber yer alıyor. Gazete Harun Yahya adıyla tanınan Adnan Oktar'ın başvurusu üzerine, Türk mahkemelerinin yaradılış teorilerinin en önde gelen muhaliflerinden İngiliz bilimadamı Richard Dawkins'in sitesine, Oktar'ın kişiliğine yönelik hakaretamiz ifadeler kullandığı gerekçesiyle erişimi engellediğini duyuruyor.
Gazeteye göre tartışma, Dawkins'in kendisine de gönderilen Yaradılış Atlası isimli kitaptan sitesinde 'akıl almaz' ve 'saçmalık' gibi ifadelerle söz etmesiyle başladı. Gazete Oktar'ın basın sözcülerinin "ifade özgürlüğüne karşı değiliz ama insanlara hakaret edemezsiniz" dediğini belirtiyor. "Oktar ve yandaşları üçüncü kezdir sitelere erişimi engelletmekte başarılı oluyor. Daha önce de wordpress.com ve Google groups'a erişim engellenmişti.

"Ancak Oktar, Dawkins'in "Tanrı Yanılsaması" adlı kitabını dine hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklatma girişiminde başarılı olamamıştı. Türkiye'nin internete erişimi engellemek konusunda sicili kabarık -özelikle de ulusal hassasiyetleri incittiği gerekçesiyle Youtube'u engelleye pek düşkün. Bu yasaklarsa, AB üyelik sürecinde ifade özgürlüğü açısından sınırlamaların tartışıldığı bir dönemde, ülkenin imajını sarsıyor."

BUSH, BEYAZ SARAY'DA İFTAR VERDİ

54f32764eee7f37a0e4b56c563ef168d.jpg
ABD Başkanı George W. Bush dün akşam Müslüman ülkelerin büyükelçileriyle, ABD'deki bazı Müslüman liderlere, Beyaz Saray'da iftar yemeği verdi. Bush son sekiz yıldır düzenli olarak Beyaz Saray'da iftar geleneğini sürdürdüklerini belirterek, bundan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Müslüman aleminin Ramazanını kutlayan Bush, İslam dünyasının matematik, tıp, astronomi, felsefe ve şiir dallarındaki başarılarından herkesin faydalandığını, Müslüman bilim adamları ve düşünürlerin kendi alanlarını daha ileri noktalara taşıdığını ifade etti.

ABD'nin daha önce özgürlüklerle tanışmayan milyonlarca insana bunu getirmede Müslümanlarla birlikte çalıştıklarını belirten Bush, "Irak ve Afganistan halklarına, on yıllarca süren despot yönetimlerin ardından hür toplamlar inşa etmelerine yardımcı oluyoruz" dedi.

Avusturya Başbakanı iftar yemeği verdi

ce86cec0923dfa4256febd3629f31324.jpg
Deutsche Welle, ajanslar

Avusturya Başbakanı Alfred Gusenbauer, aralarında Türk dernek temsilcilerinin de bulunduğu Müslüman toplum ileri gelenlerine Başbakanlıkta iftar yemeği verdi. İftar yemeğinde konuşan başbakan Alfred Gusenbauer, Başbakanlıkta geçen yıl başlatılan iftar yemeklerinin artık gelenek haline geldiğini belirterek, "Müslüman ve diğer dinlere mensup insanlarla Avusturya'da barış içinde bir arada yaşamaktan büyük memnuniyet duyduğunu" söyledi.
inlerarası saygı ve hoşgörü çağrısı

Genel seçimler nedeniyle başlayan propaganda döneminde bazı siyasi partilerin, ülkedeki diğer din ve kültür mensuplarına yönelik olumsuz söylemlerini "hiç bir şekilde tasvip etmediğini ve kınadığını" ifade eden Gusenbauer,"ülkemizdeki diğer din ve kültür mensuplarına karşı her zaman saygılı ve toleranslı olmak zorundayız" dedi. Terörün ve şiddetin her türlüsüne karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirten Gusenbauer, "yasa dışı bazı grupların eylemlerinin arkasına sığınarak değişik din ve kültür mensuplarını seçim propagandasına malzeme yapmanın çok çirkin ve kabul edilemez olduğunu" kaydetti.

Başbakan Gusenbauer konuşmasında isim vermeden aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi (FPÖ) lideri Heinz Christian Strache'in seçim propaganda afişlerinde kullandığı "Türkiye ve İslam karşıtı" sloganları tasvip etmediğini ve kınadığını belirtti.

Katolik ve Musevi cemaatler de katıldı

Başbakanlık binasında verilen geleneksel toplu iftar yemeğine ülkedeki Müslüman toplumun yanı sıra Katolik, Musevi, Ermeni ve Süryani cemaatlerinin temsilcileri de katıldılar. Başbakan Gusenbauer konuşmasında davetli listesine de işaret ederek, Ramazan ayında oruç tutan Müslümanlarla birlikte diğer dini cemaatlerin temsilcilerinin hazır bulunmasının dinler ve kültürler arası diyaloğun en güzel örneğini teşkil ettiğini söyledi.

18/09/2008

İslam karşıtı konferansa tepki büyüyor

4cd511a6643650f26e67f61600e8dbec.jpg
Deutsche Welle, Ajanslar

Aşırı sağcı "Pro Köln" grubu, Almanya'nın Köln kentinde planlanan cami inşaatına karşı çıkıyor. Almanya'nın Köln kentinde 19-20 Eylül tarihleri arasında ırkçı ve aşırı sağcı grupların düzenleyeceği “İslam karşıtı konferansı”na tepkiler sürüyor. Aynı günlerde konferansı protesto için karşı bir miting düzenlenecek. Almanya’da faaliyet gösteren Müslüman çatı örgütleri ırkçı ve aşırı sağcı grupların Köln’de düzenleyeceği “İslam karşıtı konferansı”nın protesto edileceği karşı gösterilere destek verdiğini açıklarken halka da düzenlenecek protesto mitingine katılma çağrısında bulundu. Almanya’da faaliyet gösteren Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Cuma günü Köln Ehrenfeld camii önünde bir protesto eylemi düzenlenmesi çağrısında bulunurken, Alman Sendikalar Briliği (DGB-Jugend)Gençlik Örgütü ve Yeşiller Partisi, Kuzey Ren Vestfalya eyaleti temsilcileri de halka haftasonunda düzenlenecek büyük çaplı protesto gösterilerine katılma çağrısı yaptı.
Kuzey Ren Vestfalya eyaleti Sosyal Demokrat Parti (SPD) Teşkilatı Genel Sekreteri Michael Groschek, yaptığı yazılı açıklamada, Köln Dom Kilisesi önünde 20 Eylül Cumartesi günü yapılacak mitinge sivil toplum örgütleri, Alman Sendikalar Birliği (DGB), kiliseler ve çeşitli demokratik kuruluşların katılacağını belirtti.

“Birarada dostça yaşam önemli”

Mitingin ırkçı ve aşırı sağcı gruplara karşı mücadele amacı taşıdığını ifade eden Groschek, ''Çeşitli kültürlerin bir arada yaşaması taraftarıyız. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü için bir arada yaşamalıyız. Bunun aksini kabul edemeyiz'' dedi. Avrupa'nın çeşitli kentlerinden Köln'e gelmesi beklenen ırkçı ve aşırı sağcı gruplara karşı bu mitingi düzenlediklerini belirten Groschek, Köln Belediye Başkanı Fritz Schramma ve Katolik Kilisesi yetkilileri ile SPD milletvekillerinden Lale Akgün ve Volker Beck ile Yeşiller Partisi'nden bir sözcünün konuşma yapacaklarını belirtti. Groschek, mitinge katılanların kentin Heumarkt Meydanı'nda el ele tutuşarak insan zinciri oluşturacağını kaydetti.

“Fikir özgürlüğü suistimal ediliyor”

Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi sözcüsü Ali Kızılkaya da, “İslam karşıtı konferansı”nın “fikir ve toplanma özgürlüğünün emsalsiz suistimali” olduğunu savundu. Kızılkaya konferansın, Avrupa’da bazı çevrelerde giderek yaygınlaşan İslam karşıtı düşüncenin bir ispatı olduğunu söyledi. Ancak sözcü, toplumda bu konferansa karşı oluşan sağduyunun da sevindirici olduğunu hatırlattı.
5fdb7472e30133bbd0a632abd14f2b94.jpg
Güvenliği 3 bin polis sağlayacak

Köln’de inşası planlanan camiye karşı çıkan aşırı sağcı “Pro NRW” ve “Pro Köln” adlı grupların öncülüğünde 19-20 Eylül tarihlerinde düzenlenecek İslam karşıtı konferansa yurtdışından da aşırı sağcı politikacıların katılması bekleniyor. Gösterilerde olası taşkınlıkları önlemek ve güvenliği sağlanmak için yaklaşık üç bin polis görev yapacak.

Alman Meclisinde Deniz Feneri'yle ilgili soru önergesi hazırlanıyor

106a9be90b17a6dc10b194a5c05a5c25.jpg
Jülide Danisman (Deutsche Welle)

Almanya'da Deniz Feneri davasında yargılanan üç sanığa toplam 10 yıl 5 ay ceza verilmesi Türk kökenli milletvekillerinde memnuniyet yarattı. Sol Partili Dağdelen ise konuyla ilgili soru önergesi vermeye hazırlanıyor. Türkiye’nin gündemini bir süredir meşgul eden Deniz Feneri davası bugün sonuçlandı. Almanya’da Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde yargılanan üç sanık toplam 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin hakimi Johann Müller, gerekçeli kararında bu davanın Almanya’nın en büyük bağış skandalı davası olduğunu söyledi. Müller bu davanın, Almanya’da bu yıl Şubat ayında ortaya çıkan ve ses getiren UNICEF skandalını bile geçtiğini belirtti.
Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Lale Akgün, mahkemenin kararı memnuniyetle karşıladığını ancak skandalın boyutları düşünüldüğünde bu cezanın yeterli olmadığını belirtti. Akgün, Deutsche Welle Türkçe'ye yaptığı açıklamada "bu kişilerin ceza almasına sevindim, fakat yetmediğine inanıyorum. Çünkü bu iplerin nereden çekildiğinin, paraların nereye gittiğinin, bu işin arkasında Türkiye’de kimlerin olduğunun bulunmasını bekliyorum" dedi.

Denetimler arttırılmalı

Muhalefette yer alan Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen de, kararı memnuniyetle karşıladığını belirterek, bunun bir ilk adım olmasını, esas sorumluluların cezalandırılmasını umduğunu söyledi. Bu davayı, yeşil sermaye olarak adlandırılan kuruluşlar tarafından yapılan soygunun bir devamı olarak gören Dağdelen, "şu ana kadar özellikle İslami holdingler, yeşil sermaye kuruluşları tarafından mağdur edilen 300 bin kişinin haklarının sağlanması ve bu suçluların cezalandırılması konusunda umarım, Alman Hükümeti ve mahkemeleri daha fazla çaba sarf eder" şeklinde konuştu.

Soru önergesi hazırlanıyor

Sevim Dağdelen geçtiğimiz yıllarda yaşanan Yeşil Sermaye skandalına ilişkin olarak Sol Parti grubu adına Alman Meclisi’ne bir soru önergesi sunulduğunu hatırlattı. Dağdelen, Deniz Feneri Derneği ile bağlantılı olarak ortaya çıkan skandala ilişkin olarak da bir soru önergesi sunmaya hazırlandıklarını belirterek, Federal Hükümet’in denetimleri arttırmasını talep etti. Federal Alman hükümetini vurdumduymaz bir tutum sergilemekle suçlayan Dağdelen, Federel hükümetin gereken denetimleri yeterince yapmadığını ileri sürdü. Türk-Alman Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkan Yardımcısı Dağdelen, Türkiye’den Almanya’ya, Almanya’dan Türkiye’ye para akışını denetleyen kuruluşun görevini yerine tam olarak getirmediğini savundu.

Eleştirilere red

Koalisyonda yer alan Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Lale Akgün ise Federal Hükümet’e yönelik eleştirileri reddederek, skandalın daha çok Türkiye ile ilgisi bulunduğunu vurguladı. "Federal düzeyde siz ne kadar dernekleri denetleyebilirsiniz, bu konu çok önemli" diyen Akgün, bu işin esas sorumlulularının bulunması için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu Türkiye'nin skandalı

Lale Akgün, suçlunun doğru yerde aranmasını gerektiğini belirterek, bunun Türkiye için büyük bir skandal olduğunu dile getirerek, "Çünkü ipler Türkiye’den çekiliyor. Ve buradaki insanlar Türkiye yoluyla, Türk televizyon kanalları ile kandırılıyorlar" şeklinde konuştu.

Türkiye'den beklentiler

Sosyal Demokrat Akgün, bu davanın sorumlulularının bulunması için Türkiye’ye de iş düştüğünü ifade etti. "Türkiye’nin de bu konuya eğilmesini bekliyorum" diyen Akgün, fakat Almanya’daki holdingzedelerin durumlarını ve paraların Türkiye’ye gönderilip, buradaki insanların sıkıntı çektiğini görünce bu konuda çok ümitsizliğe kapıldığını söyledi.

17/09/2008

Koreli şirketten 'Kuran televizyonu'

b9e3e6da777cb153373d38bb0c80f198.jpg
Güney Koreli bir şirket yeni bir ürünüyle İslam âleminde satış rekorları kırmayı umuyor. Şirket bazı Müslümanların her gün Kuran okumasından hareket etmiş. Güney Kore'nin en büyük ev aygıtları üreticisi LG Electronics, Orta Doğu'daki müşterileri için farklı bir televizyon piyasaya sürdü. Dünyada ilk kez üretilen bu televizyonun içinde Kuran-ı-Kerim'in bir kopyası bulunuyor. Bu televizyon, kullanıcılarına, Kuran-ı-Kerim'den çeşitli bölümleri dinleme ya da okuma imkanı veriyor.
Ayrıca kullanıcılara televizyonda, Kuran-ı-Kerim'den en beğendikleri on bölümü kaydetme ve tekrar izleyebilme seçeneği de sunuluyor. Şirket yetkilileri, Orta Doğu ve Afrika'da satışlarda patlama beklediklerini ifade ediyorlar.

AFP ajansının haberine göre, Kuran-ı-Kerim'in 114 bölümünün tamamı, uzaktan kumandayla kontrol edilebilerek okunabilecek. Şirketin Yönetim Kurulu Başkan yardımcı Park Jong- Seok, çoğu dindar Müslümanın her gün Kuran - ı Kerim okuduğu fikrinden hareket ettiklerini söylüyor.

Şirket geçen yıl 2010'dan itibaren Orta Doğu ve Afrika'da yerel yöneticilere ulaşmayı hedefleyen ürünler piyasaya süreceklerini açıklamıştı. Kuran-ı-Kerimli televizyonun, 106 ve 127 ekran olmak üzere iki modeli bulunuyor.

İYİLİK NEREDE ONLAR ORADA !

db5953122de56680e304ee555ab45011.jpg
Bu ülkenin havaya, suya, ekonomik ve siyasi istikrara, huzura ve daha bir dolu somut şeye ihtiyacı olduğu kadar, gönüllü çalışmalara katılacak insanlara da ihtiyacı vardır..Yoksa toplumdan aldığımızı topluma nasıl geri veririz ki?
http://www.iyilikneredebizorada.com

LÜTFEN ZİYARET EDİNİZ !

All the posts